Sülâsî mücerred ve Sülâsî mezîd masdarlardan başka, mimli masdarlar, mec’ûl masdarlar ve bir defa oluş masdarları vardır.

Mimli Masdarlar

Mef’al, mef’alet, mef’il, mef’ilet vezinlerinde gelirler. Masdarlar mim harfiyle başlamaktadır.

مشغله مرحمت معرفت
مولد منقبه محكمه

Meşgale, merhamet, ma’rifet,

Mevlid, menkıbe, mahkeme.

Mec’ûl Masdarlar

Türkçe, -lik, -lık ekini karşılamak üzere kelime sonuna iyet getirilerek yapılırlar. Yapma masdarlardır. Normalde olması gereken ikinci “ye” gelmez; câhiliyyet değil, câhiliyet yahut câhiliye denir ki câhillik demektir.

مركزيت مدنيّت غالبيت جاهليت

Merkeziyet, medeniyet, gâlibiyet, câhiliyet.

Bir Defa Oluş Masdarları

Bir işin bir defa olduğunu, bir defa yapıldığını ifâde ederler. Fe’le vezninde görülürler.

 فعله

قعده سجده ضربه

Ka’de, secde, darbe.

Tazammun - 2020-12-28 - Osmanlıca imla

Arapça ve Farsça bazı tamlamalara dair bazı hususlar.

İzafet Kesresi

Elif-lâm’lı Arapça terkiplerde, ilk kelimeyi ikinci kelimeye ötre ile bağlarız; istisnaları olmakla beraber, bu böyledir. Bâbü’l-Beyt gibi.

بابُ البيت

Arapça, Zincirleme tamlamalarda ilk kelime ötreli, ikincisi esreli olur ve lâm-ı tarîfli kelimeye bağlanır; Dîvânu Lugâti’t-Türk gibi.

ديوان لغات التورك

Fakat bu gibi tamlamalara Osmanlıcada pek rastlanmaz. Daha ziyâde
Farsça yapılı tamlamalar gibidir; Derûn-ı Bâbü’s-Selam.

İlk kelime (muzaf) Arapça tamlama şeklindeki diğer iki kelimeye izafet kesresiyle bağlanır.

Muzafın son harfinin esreli okunduğu görülüyor: Derûn-ı Bâbü’s-Selam.

درون باب السلام

İzafet-i Maktu’ (Kesik izafet)

İki kelimenin arası çizgiyle ayrılır.

سرکاتب تاجدار گلستان
بهارستان آرامگاه درسعادت
سرعسکر سجده گاه نشهٔ مند
دلشاد دریادل خوشبو

Ser-kâtib, tâc-dâr, gül-istân,

Bahâr-istân, ârâm-gâh, der-saadet,

Ser-asker, secde-gâh, neş’e-mend,

Dil-şâd, deryâ-dil, Hoş-bû.

Zincirleme Tamlama

İster isim, isterse sıfat tamlaması olsun, mânâ sondan başa doğru verilecektir.

سلطان عظیم الشان کتاب جلیل القدر
صحابهٔ گزین صاحب جهاد  دولت قوی الارکان
سرای جهان آرای دارالملوك حقیقت پادشاه سالف الذکر

Sultân-ı Azîmü’ş-Şân, Kitâb-ı Celîlü’l-Kadr,

Sahâbe-i Güzîn-i Sâhib-i Cihâd, Devlet-i Kaviyyü’l-Erkân,

Sarây-ı Cihân-ârâ-yı Dârü’l-Mülûk-i Hakîkat, Pâdişâh-ı Sâlifü’z-Zikr.

Birleşik Tamlama

İlk kelime, kesik tamlamaya bağlanır:

پادشاه عالمپناه
عساكر ظفرپیکر

Pâdişâh-ı ’Âlem-Penâh, ’Asâkîr-i Zafer-Peyker.

Karışık Tamlama

Burada ikinci kelime ve üçüncü kelime Arapça tamlamadır. İlk kelime izâfet kesresiyle bu tamlamadan ayrılır.

دائرهٔ تحت البحر حدود بیت الحرام

Dâire-i Tahte’l-Bahr, Hudûd-ı Beytü’l-Harâm.

Vavlı Tamlama

Tamlama vav ile kelimeye bağlanır; “ve” anlamına gelen bu vav, “ü” veya “vü” şeklinde telaffuz edilir. Arası vav ile bağlanan iki kelimenin mânâsı birbirine yakın, belki de aynı olabilmektedir.

انس وجان علم و عرفان دین و دولت
اطالهٔ دست ظلم وغدر امر ودعوت امر وفرمان

İns ü Cân, ilm ü irfân, Dîn ü Devlet,

İtâle-i dest-i zulm ü gadr, emr ü da’vet, emr ü fermân.

Tazammun - 2020-12-27 - Osmanlıca imla

Arapça Tamlamalarda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Tamlanan kelimenin üstün okunması gibi.

arapca tamlamalar

Elif-i Maksûre

17- Üç harfli bir kelime-i Arabiye’nin nihâyetindeki (ye)’den evvel meftûh bir harf bulunacak olursa işbu (ye) kısa bir elif gibi îfâ-yı vazîfe eder. Onun için kendisine (elif-i maksûre = kısaltılmış elif) denilir.

Hüdâ (doğru yol) fetâ (genç âdem) gibi.

هُدَى فتى

Kezâlik üç harfli bir kelime-i Arabiye’nin nihâyetindeki (vav)’ın mâkabli meftûh bir harf bulunacak olursa işbu vav (elif)’e tahavvül eder ki bu da bir (elif-i maksûre)’dir.

Osmanlı Lisânı

Yani bu ye harfi üstün ile okutacaktır.

terkipler

24- Birinci kelime mebnî yani nihâyetinin tebeddülü gayrı câiz bir edat olursa işbu edatın harekesi ibkâ olunur:

Vallâhi, Billâhi, Min Haysü’l-Mecmû’ ; gibi.

والله بِالله حيثُ المجموع

25- Birinci kelimenin nihâyetindeki elif-i maksûre aslâ icra-yı vazîfe etmez. Mâkablinin fetiyle vasıl îfâ edilir.

İle’n-Nihâye, ’Ale’d-Derecât, Mûsebnü-Nasîr, ’Îsebnü-Meryem, gibi.

الَى النّهايه عَلَى الدّرجات موسَى بن نصر عيسَى بن مريم

26- Birinci kelime (min) edatı olursa vasılda bu edatın son harfi fetha ile okunur:

Mine’l-Bâb, Mine’l-Garâib; gibi.

مِن الباب مِنَ الغرائب

27- Birinci kelimeden evvel (min, ilâ, ’alâ, fî, bâ-i meksûre, kâf-ı meftûha, taht)

من الى على فى بِ كَ تحت

edatlarından biri bulunacak olursa vasılda bu kelimenin son harfi meksûr okunur:

İle’llâhi’l-Müştekî, Vallâhi’l-’Azîm.

الى اللهِ المشتكى والله العظيم

28- Birinci kelimenin nihâyeti mâkabli meksûr ve şeddesiz (ye) olacak olursa vasılda işbu (ye) vazîfeden sâkıt kalır:

Fi’l-Cenneh, Müfti’l-Enâm, Kâdi’l-Hâcât; gibi.

فِى الجنه مفتى الانام قاضِى الحاجات

Osmanlı Lisânı

Kelimeler:

Mâkabl: Bir şeyin kendinden evvel olanı, öncesi, geçmişi.

Fetha: Üstün:

Meftûh: Fethalı, yani üstünlü.

Meksûr, Meksûre: Kesralı, yani esreli.

İbkâ: Bulunduğu hal üzere, olduğu gibi ve yerinde bırakma, dokunmama.

Vasıl: Birleşme.

Sâkıt Kalma: Düşme.


Harf-i Cerr

Harf-i cerrler bağlantı kurarlar. İsmi cerr eden harflerdir, yani esreli okuturlar.

ب من الى عن على ل فى ك

BÂ, MİN, İLÂ, ’AN, ’ALÂ, LÂM, FÎ, KÂF.

Bu 8 harf-i cerr sıklıkla kullanılır.

- ba با genelde: ile, bazen -e, -a, -de, -da (amentü billâhi)
- min من -den -dan (minel beyti)
- ilâ الى -e, -a
- ’an عن -den, -dan (uzaklaşma)
- ’alâ على üzerine, üzerinde
- lâm ل sebep, aidiyet
- فى -de, -da zaman bildirir
- kâf ك teşbih için

باذن الله من طرف الله الى آخرِ الايه فى سبيل الله الى يوم القيامه
عن قريب الزمان على كلّ حال كمثلِهِ لِذاته على طريق القياس

Bi-iznillâh, Min-tarafillâh, İlâ Âhiri’l-Âyeh, Fî-Sebîlillâh, İlâ Yevmi’l-Kıyâme

An-Karîbi’z-Zamân, ’Alâ külli hâl, Li-zâtihî, ’Alâ Tarîki’l-Kıyâs

Elif-i maksureli kelimenin son harfi üstün okunur: İle’l-Ebed, ’Ale’l-Âde gibi.

Cihet ve Zaman Bildiren Kelimeler

Arapça kâidesiyle yapılan izâfetlerde muzâf bazen cihet, zaman ifâde eden bir kelime olabilir:
Fevka’s-Semâ (Muzâf cihet gösteren bir kelimedir.)
Ba’de’z-Zevâl (Muzâf zaman ifâde eden bir kelimedir.)
Cihete ve zamana delâlet eden kelimelerin sonu muzâf oldukları vakit (zarfiyet mânâsı itibâriyle) üstün okunur.

Türkçe Sarf ve Nahiv Dersleri - Midhat Sadullâh

Fevk, Beyn, taht, ’ind; kabl, ba’d gibi.

فوق بين تحت عند قبل بعد
Tazammun - 2020-12-14 - Osmanlıca imla

Arapça isim ve sıfat tamlamaları ve bazı hususlar.

Arapça isimlerde gelen elif-lâm takısı, ismin belirliliğini ifade eder. El-Kalem dediğimizde, bilinen bir kalemden bahsederiz; sadece Kalem yazdığımızda ise herhangi bir kalemi ifâde etmiş oluruz.

Kamerî Harfler

Arapça elif-ba iki kısımda ele alınır. Kamerî harfler 14 tanedir. İsim tamlamasında ikinci ismin, elif-lam takısından sonraki ilk harfi bu gruptan olursa lâm okunur: Dârü’l-Fünûn gibi.

دار الفنون

ا ب ج ح خ ع غ ف ق ك م و ه ى

Kamerî Harfler: Elif, be, cim, ha, hı, ayın, ğayın, fe, kaf, kef, mim, vav, he, ye.

Şemsî Harfler

Şemsî harfler 14 tanedir. İsim tamlamasında ikinci ismin, elif-lam takısından sonraki ilk harfi bu gruptan olursa lâm okunmaz ve şemsi harf şeddeli okunur: Kitâbu’t-Tevhîd gibi.

كتاب التوحيد

ت ث د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ل ن

Şemsî Harfler: Te, se, dal, zel, ra, ze, sin, şın, sad, dad, tı, zı, lâm, nun.

Arapça İsim Tamlamaları

Arapça isim tamlamalarında, kelimeler, belirsiz-belirli şeklinde sıralanır. İlk kelime tamlanan (muzaf), ikincisi tamlanan (muzafun ileyh) olmaktadır. Mana, sondan başa doğru verilir. İkinci kelime elif-lâm ile gelir ve sonraki harfin husûsiyetine göre kamerî harf ise açık (El-Kamer) okunup, kamerî tamlama, değilse lâm okunmaz ve sıradaki harf şeddeli okunarak (Eş-Şems) şemsî tamlama yapılır. İlk kelimenin harekesi ötreyle bağlanır.

شيخ الاسلام طالب العلم عبدالله دارالمعلمات سيف الله

Kamerî: Şeyhü’l-İslâm, Tâlibu’l-İlm, Abdullâh, Dâru’l-Muallimât, Seyfullâh.

دار التدريس باب السلام تاج التوارخ كشف الظنون خير الناس

Şemsî: Dâru’t-Tedrîs, Bâbü’s-Selâm, Tâcü’t-Tevârih, Keşü’z-Zünûn, Hayrü’n-Nâs.

Arapça Sıfat Tamlamaları

Sıfat tamlaması da isim tamlaması gibidir, niteliği farklıdır. İlk kelime mevsûf, yani vasıflanan, ikincisi sıfattır.

دول المعظمه ابوبكر الصدّيق رمضان المبارك محرّم الحرام

Dârü’l-Muazzama, Ebûbekri’s-Sıddîk, Ramazânü’l-Mübârek, Muharremü’l-Harâm.

tavsifi

Arapçada Tavsîfî Terkîb

Arapçada Tavsîfî Terkîb yapmak için mevsûf evvel, sıfat sonra getirilir. Mevsûf’un son harfi ötrö okunur, sıfat’ın evvelinde harf-i tarîf bulunur. Sıfatla mevsûfun Arabî olması şarttır:

Ramazânü’l-Mübârek, Şa’bânü’l-Mu’azzam gibi.

Türkçe Sarf ve Nahiv Dersleri, Sh. 80 - Midhat Sadullâh

 Lafzî İzâfet (Şeklî Tamlamalar)

Birinci kelime sıfat-ı müşebbehe, ism-i fâ’il, ism-i mef’ûl; ikinci kelime isim olmaktadır. Şekil itibâriyle tamlama olsalar da esasen tamlama sayılmazlar.

كثير القامه سرع الحزم عظيم الشّان مستجاب الدّعوى غريب الدّيار
كثير الاستعمال مضطرب الاحوال منقلب الامال سريع الانتقال مستجاب الدّعا

Kesîrül-kâme, serî’ül-hazm, azîmüş-şân, müstecabüd-da’vâ, garîbüd-diyâr,

kesîrül-isti’mâl, muzdaribül-ahvâl, münkalibül-âmâl, serî’ül-isti’mâl, müstecabüd-du’â.

Tazammun - 2020-12-09 - Osmanlıca imla

Sülâsî Mezîd Masdar vezinleri, Osmanlı Türkçesinde çokça görülmektedir. Bu vezinleri tanımmız ve karşılaştığımız kelimelerin hangi vezinden olduğunu tespit etmemiz, doğru okuyabilmek için elzemdir.

Sülasî mezîd masdarlar, sülasî mücerred masdarların, yani aslî harf itibârıyla üç harften ibâret olan masdarların üzerine harf veya harfler ziyâde kılınarak elde edilirler.

masdar

İlm » ta’lim gibi. İlm bilmek, ta’lîm bildirmek.

Fikr » tefekkür; şükr » teşekkür; kibr » tekebbür; hüsn » tahsîn; kemâl » tekâmül gibi.

Sülâsî Mezîd Masdarları ve o vezinlerde gelen bazı kelimeleri tanıyalım.

İF’ÂL TEF’ÎL TEFA’UL TEFÂ’UL İNFİ’ÂL İFTİ’ÂL MUFÂ’ALE İSTİF’ÂL
امكان تحريك تضمّن توارث انكسار ارتكاب محاسبه اسرحام
عرفان تشويق توقّف تواضع انكشاف اشتغال مجادله استكبال
اجبار تعليم تبلّر تكامل انقراض امتحان مراقبه استملاك
ارشاد تسكين تمسّك تعامل انتظام اتّحاد موازنه استعمال

Tablo 1

İF’ÂL: İMKÂN, ’İRFÂN, İCBÂR, İRŞÂD

TEF’ÎL: TAHRÎK, TEŞVÎK, TA’LÎM, TESKÎN

TEFA’UL: TAZAMMUN, TEVAKKUF, TEBELLÜR, TEMESSÜK

TEFÂ’UL: TEVÂRÜS, TEVÂZU’, TEKÂMÜL, TE’ÂMÜL

İNFİ’ÂL: İNKİSÂR, İNKİŞÂF, İNKIRÂZ, İNTİZÂM

İFTİ’ÂL: İRTİKÂB, İŞTİGÂL, İMTİHÂN, İTTİHÂD

MUFÂ’ALE: MUHÂSEBE, MÜCÂDELE, MURÂKABE, MUVÂZENE

İSTİF’ÂL: İSTİRHÂM, İSTİKBÂL, İSTİMLÂK, İSTİ’MÂL


İhtâr: Tefâ’ul şeklindeki bazı Arapça masdarlar mevcut olmayan bir şeyi mevcut gibi göstermek için kullanılırlar. *

مرض تمارض
جهل تجاهل
غفلت تغافل

Tablo 2

Maraz: Temârüz » Kendini hasta gibi göstermek.

Cehl: Tecâhül » Kendini câhil gibi göstermek.

Gaflet: Tegâfül » Kendini aldanmış gibi göstermek.


اِفْعِلَالْ

İf’ilâl Vezni: Bu vezin renkleri maddî ve mânevî bir kusuru göstermek için bazen kullanılır. **

امحرار

اعوجاج

İmhirâr (kızarmak), İ’vicâc (eğrilmek) gibi.

*, **: Türkçe Yeni Sarf ve Nahiv Dersleri - Sh. 156 - Midhad Sadullâh

Tazammun - 2020-12-08 - Osmanlıca imla