Tazammun Menü
İmtisâl: İtaat İle Uymak.

A’dâ: Düşmanlar.

Osmanlıca Klavye

Sualler

Tesbih Online
Tazammun Yeniler
Tazammun Kategoriler

Ahmet Hikmet Bey

Kısa ve gâyet kolay bir metin. Okumaya çalışınız.

Ahmet Hikmet Bey

Ahmet Hikmet Bey

Yaşlar kurur; iniltiler durur; çukurlar dolar; yangınlar söner; mezarlar çöker; vîrâneler şenlenir... herşey bitti sanılır. Yalnız kitapların arasında hareketsiz duran, barut tozlarına benzeyen yazılar, hâtıralar kalır...

Ahmet Hikmet

Tazammun - 2021-04-13 - Kısa Metinler

Müteferrika Süleyman Ağa

Kolay bir metin daha. Okumaya çalışınız.

tarihi simalar

(1080 - 1081)

Devlet-i Osmaniye ile Fransa beyninde Süleymân-ı Kânûnî devrinden itibaren samimi bir münasebet hâsıl olmaya başlamıştı. Bununla beraber iki hükûmet, Payitahtlarında siyasi münasebetlerini idare için sefir bulundurmaya lüzum görmemişlerdi. On Birinci asr-ı hicrîden itibaren Fransa’ya ara sıra sefirler gönderilmiş, fakat bu sefâretler pek az bir zaman imtidât eylemişti. On Üçüncü asır bidâyetlerine kadar Parise mühim olmak üzere birkaç sefir gönderilmişti. Bunlardan biri 1028 (1618 M) de Fransa’nın Dersaadet sefiri Mösyö Dösans’ın dûçâr-ı hakâret olmasından dolayı hem tarziye vermek, hem de Sultan Osmân-ı Sânî’nin cülûsunu ihbâr eylemek için Parise, On Üçüncü Lui nezdine sefir olarak gönderilen Hüseyin Çavuş idi. Daha sonra 1080 (1669) da Müteferrika Süleyman Ağa, 1132 (1721) de

Tarihî Sîmâlar

Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi, 1155 (1842) de Mehmed Efendi’nin oğlu Said Efendi, 1212 (1797) de Moralı Es-Seyid Ali Efendi sefâretle Parise i’zâm olunmuşlardı. Bu sefâretler Fransa’da Osmanlılar hakkında cârî fikirlerin mümkün mertebe değişmesine sebep olmuş, Fransa âsâr-ı edebiyesinde mühim tesirler bırakmıştı: Osmanlı sefirlerinin ziyaretleri münasebetiyle Osmanlılar hakkında eserler telif edilmiş, romanlarda ve tiyatrolarda Osmanlı hayatından bahs olunmuş, Osmanlı kıyafetleri teşhîr edilmişti. Paris muhitinde bu gibi tesirler bırakan sefâretlerden biri de, Köprülü Devrinde Müteferrika Süleyman Ağa’nın Paris sefâreti idi.

tarihi simalar

Tazammun - 2021-04-10 - Kısa Metinler

Vaaz Etmek - İmâm-ı Gazâlî

Vâiz olup, nasihatte bulunacaklara tembih ve ikâzlar. Ey Oğul Tercümesinden bir bölüm. Okuyalım.

vaaz

İhtirâz edecek ikinci haslet oldur ki gören sitâyişte bulunsun diyerek vaazında himmetin cemaatin feryâdu figânlarına ve şakk-ı siyâb ve çâk-ı girîbânlarına ve izhâr-ı vicdâniyetleri gibi efkâr-ı bâtınesine merbût olmamalıdır. Çünki bu misillü hâlât-ı reddiye dünyaya meyl ü muhabbetten neşet eder bu da

vaaz

gafletten tevellüd eder. Belki himmetin halkı dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya ve isyandan tâate ve hırstan zühde ve buhldan sehâya ve şekten yakîne ve gafletten yakazaya ve gururdan takvâya ve âhireti sevdirip dünyâ-yı deniyeden el çektirmeye ve usûl-i ibâdeti talim etmeye ve Âllâhü Te’âlâ’nın kerem ve rahmetine mağrûr etmemek gibi nesâyıh-ı âliyeye ve mekâsıd-ı memdûhaya merbût olmalıdır. Zira tabâyı’-ı benî âdem bi-hasebi’l-gâlib şehrâh-ı şerîatten inhirâf ve marazât-ı İlâhiyeye muhâlefet ve ahlâk-ı reddiye ile iştigâle meyyâldir. Ve himem-i nâsa nazar eyle ki ne misillü şeye meyil ve ne gibi nesne kalplerine kıble olup âna teveccüh ederler ve ahlâklarına dikkat eyle ki havf ve recâdan hangisi galiptir, âna göre vaazü nasîhati icrâ eyle. Her kim ki kalbine havf galiptir recâya ve her kim ki recâ kalbine galiptir havf cihetine ircâ’ eyle, zamanımızda ise kulûb-ı nâsta recâ galiptir, bu sebepten anların kalplerine havf ve ru’b ilkâ eyle ki müstakilen Cenâb-ı Hakk’tan havf edip sıfât-ı bâtıneleri tegayyür ve muamelât-ı zâhireleri tebeddül ve tâate harîs olup me’âsîden rücû’ ve dergâh-ı samedâniye’ye teveccüh edeler, işte mev’ize bu vech üzre cereyân etmelidir. Herbir mev’ize ve nasihat bu vecihle cereyân etmedikçe kâil ve müstemi’ üzerine vebâldir. Üslûb-ı mezkûr üzre mev’izeyi icrâ etmeyen vâiz gûl ve şeytandır ki halkı şehrâh-ı kavîmden tarîk-i dalâlete sevk edip meğâk-i helâk-i hüsrâna dûçâr eyler. Binâenaleyh nâsa lâzım...

Kelimeler, Tamlamalar

İhtirâz: Sakınma, çekinme.
Sitâyiş: Övme.
Şakk-ı siyâb: Elbiseleri yırtmak.
Çâk-ı girîbân: Yarık, yırtık yaka.
Merbût: Bağlı. Rabtedilmiş.
Buhl: Cimrilik.
Sehâ: Cömertlik.
Yakaza: Uyanıklık.
Dünyâ-yı deniye: Alçak olan dünya.
Nesâyıh-ı âliye: Yüce nasihatler.
Mekâsıd-ı Memdûha: Övülmüş maksatlar.
Tabâyı’-ı benî âdem: Âdem oğlunun tabiatleri, huyları.
Bi-hasebi’l-gâlib: Galip olduğu üzere.
Şehrâh: Şâhrâh; işlek, büyük yol. Cadde, ana yol; şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.
İnhirâf: Bulunduğu yönden başka bir tarafa doğru meyletme, sapma, dönme.
Marazât-ı İlâhiye: İlâhî dert, belâ.
Havf ve recâ: Korku ve ümit
İrcâ’: Döndürme, geriye doğru çevirme.
Ru’b: Korku.
Sıfât-ı bâtıne: İçteki, gizli olan sıfatlar.
Dergâh-ı Samedâniye: Es-Samed olan Yüce Allâh’ın huzuru.
Me’âsî: Masiyetler, isyanlar, günahlar.
Mev’ize: Vaaz
Kâil: Söyleyen. Anlatan.
Müstemi’: İşiten
Gûl: Tenhâlarda ve karanlıkta korkudan insanın gözü önünde tecessüm eden muhavvıf hayâl: Gûlyabanî.
Kavîm: Doğru, dürüst
Meğâk-i helâk-i hüsrân: Helâk çukuru olan hüsran.

Eyyühe’l-Veled Tercümesi

Tazammun - 2021-03-24 - Kısa Metinler

Arıların Düzeni - Hümayunname

Hümayunname’nin özeti olan bu eserden oldukça kolay bir metin...

Humayunname

Besbelli arı kovanı ne olduğunu henüz müşahede etmemiş olan Hümayûnfâl bu hayvanların ne maksatla oraya teraküm eylediklerini vezirden istizah ve istifsar edince Hacesteray dedi ki:

Padişahım! Bu hayvanlar cemiyet üzere taayyüş eder gayet nazif ve pak bir mahluktur. Bunların «Ya’sub» isminde bir beyleri olur ki bütün arılar âna tabidirler. Beyleri sairlerinden biraz daha büyücektir. Beyden ma’dâ cemiyetin her türlü umuruna nezaret edecek zabıtları da bulunur. Adeta Ya’sub bu halkın padişahı olup vüzerâ ve ümerâ ve yâverân ve çâvuşân mesabesindeki bendegânıyla umûr-ı cemiyete nezaret eder. Bu hayvanların beylerine...

Humayunname

ve zabıtlarına itaatleri ve her birinin kendi işlerinde intizam ve maharetleri muhayyir-i ukûldur. Evvela her deliği şekl-i müseddeste gayet muntazam gömeçler yaparak ba’de günegün çiçeklerden aldıkları maya ile «bal» denilen o şifalı macunu yaparlar. Bunların taharet ve nezafete riayetleri bir derecededir ki bal taharrîsi için gezip tozdukları yerlerde necaset misillü murdarlıklar ile ayaklarını ve kanatlarını mülevves etmemeye katiyyen mecbur olup her biri kovana avdet eyledikçe mahsus çavuşlar her taraflarını koklayarak nezâfetlerinde kusurları yok ise içeriye girmeye müsaade verirler. Şayet bir yerinde adem-i nezâfete delalet eder bir kusur hissolunur ise derhal ânı helâk ederler. Müfettişlerden birisi bu vazifede kusur edecek olur da kirli bir arı içeriye girmeye yol bulur ise Ya’sub derhal haberdâr olarak sâirlerine ibret olsun diye evvela dikkatsiz müfettişi sâniyen murdar...

Humayunname

gelen arıyı katleder. Rivayete göre ilk bina-yı saltanatı tesis eden Cemşid teşrîfât ve merâtib-i saltanatı ve vezâif ve umûr-ı devleti bu arılardan aldığı ibret üzerine tertip eylemiştir.

arıların düzeni

Vezirin bu izâhâtı üzerine padişah arı kovanını daha yakından temaşaya gidip filvâki bunların harekât ve sekenâtında olan intizama hayran kaldı. Cümlesi birer niş ile musellih oldukları halde kendi aralarında hiçbirisi diğerine silâh-ı taarruz çekmediği gibi hâriçten yuvalarına takarrub eden insan olsun hayvan olsun kendilerine taarruz etmedikten sonra ânları ilişik etmediklerinden mudakkikâne ve hakîmâne müşâhedâtının neticesinde padişah ile vezir arasında şöyle bir muhâvereye yol açıldı. Evvela Hümayûnfâl dedi ki:

- Arılardaki bu intizam benî âdemde olmak lazımgelir iken gariptir ki bunlar gibi insanların küçükleri büyüklerine riayet ve büyükleri...

Humayunname

küçüklerine merhamet ve cümlesi yekdiğerine muhabbet ve uhuvvet edeceklerine bilakis biri birini ızrâr ve teazzübde bulunur.

Vezir - Padişahım! Şu gördüğünüz hayvanların cümlesi tabiat-ı vâhide üzre halk edilmiş olduğundan bir insanın ahvâli diğerine benzeyemez. Evvela tıynet-i beşerde bir cibillet-i melekâne vardır ki yalnız ânın muktezâsına ittiba edecek olsa insan hakikaten meleklere layık bir masumiyet halinde bulunur idi. Halbuki insanda bir de vesvese-i şeytâniye vardır. Âna ittiba eyledikçe iblise numûne-nümâ-yı şeytanet olmak dahi insanın elinde olur. Bahusus nâsın ekserisi nefis ve hevasına tab’an tarîk-i şekâveti tercih etmekle insanlar meyânında akl u hikmetin mukteziyâtını tercih ederek insan-ı kâmil olanlar nadir görülür.

Hülâsa-i Humayunname - Mülahhıs: Ahmet Mithat Efendi

Tazammun - 2021-03-23 - Kısa Metinler

Muhtasar Tarih-i Harb

Başlangıç seviyesinden biraz daha zor bir metin. Muhtasar Tarih-i Harb adlı eserden bir bölüm. Okumaya çalışınız.

Muhtasar Tarihi Harb

Bilhusus eşhas-ı muhtelife-i mütekasirenin tecemmuundan bir şahsiyet-i mahsusa vücuda getiren milletler için harp son derecelerde mecburidir. Nasıl olmasın ki. İki şahıs arasında tahaddüs eden bir mesele-i münazi-fiha için müracaat olunacak meraci' ve mehakim bulunduğu halde iki hükümet beyninde müteaddid nizaın hall ü faslı için onların fevkinde vicdandan başka bir mahkeme mevcut değildir. Ahkam-ı vicdaniyenin ise sevda-yı menfaate karşı alelekser ne derece zaaf ve fütur gösterdiği emsal vakası ile sabit olur.

Bir de harp alem-i medeniyetin hanümansuz olan vesait-i tahrîbiyesinden biri ve hatta birincisi olarak telakki edilmektedir. İki kuvvet-i mütehacime darü’l-harekatının kesb edeceği renge göre bâdi-i nazarda bu da bir fikr-i sahih zannolunur. Halbuki harp haddizatında muharrip değil bilakis muhafız-ı vesâit-i medeniyettir.

Bir mülkte derece-i lüzumu, bir vücudun kan deverân ve cereyân eden damarlara olan ihtiyacı nisbetinde bulunan turuk-ı muvasala, şimendifer, sefain-i bahriye vesair esbab-ı nakliye ile bilcümle vesait-i ümraniye hep harp fikriyle teh'iye ve ikmal edilir.

İki nokta beyninde tahdid olunacak Bertimor Yolu’nun sanayi ve ticaretle bahşedeceği suhûletten evvel sevkiyât-ı askeriye hususunda gösterdiği ehemmiyet nazar-ı itibara alınır.

Tazammun - 2021-03-17 - Kısa Metinler

Sultan Abdülaziz

Hakâyık'ul-Beyân Fi Hakk-ı Cennetmekân Sultan Abdülaziz Hân adlı eserden.

Abdulaziz Han

Sahife 19

Girit meselesi pek devam etti bu yüzden düvel-i muazzamada bizar olmaktadır. Şu muzafferiyet üzerine Girit, Yunanistan'a terk edilmiş olsa hadise bertaraf olur gibi bir teklifin vuku' bulması üzerine padişah-ı hakikat-âgâh-ı şehinşah-ı hilafetpenah efendimiz kükremiş aslan gibi toplanarak şu vechile idare-i kelam ve ifade-i meram buyurmuşlardır.
Ben bugün zat-ı imparatorilerin bir misafiri bulunuyorum. Misafir ise tekrim gerek binaenaleyh madem ki zat-ı hükümdaranileri bu kaziye-i mutenabehaya karşı bu suretle bir ihtarda bulunuyorlar. Ben de son fikrimi beyan eylemek mecburiyetinde bulundum.
Sem-i insaf ile istima buyurmalarını temenni ederim, şöyle ki: Malum-ı dekaik-dane-i imparatorileridir ki Girit için devlet-i aliye yirmi yedi sene kan dökerek cezire-i mezkureyi memalik-i osmaniyeye ilhak eylemiş ve Girit'in toprağı Osmanlı kanıyla yoğurulmuştur.
Sureta bir ihtar-ı hayırhahane ve manen devletimin bais-i berbadisi olan şu teklif beni me'yus etmiş ve düvel-i muazzama ittifak ederek Girit'in Yunanistan'a terkini notalarla teklif etseler teklifat-ı mevhumeyi red ve askerimin son neferine varıncaya kadar cezireye sevk eder ve donanmamdan bir sandal kalıncaya kadar sebat eder ve çaresiz kalınır ise Girit'i öyle terk ederim gibi cümel-i hakimane serdiyle imparator müşarünileyhi ilzam eylemiş ve artık imparator müşarünileyh Osmanlı padişahının fikr-i selim-i hüdavendîlerini anlayarak ve söyleyecek söz bulamayarak madem ki efkar-ı şahaneleri bu merkezde dairdir Girit meselesi bertaraf olmuştur. Müsterih olunuz gibi itizar ile teklif-i nârevâsından inhirâf eylemiştir.

Sultan Abdulaziz

Sahife 20

Şu verdiğim malumat ancak sahib-i risalenin cahilane vuku' bulan eserine mücmelen bir cevab-ı hakikat-nisab olmakla tatvil-i makalden sarf-ı nazar ve tarik-i icaz-ı ihtiyar edilmiştir.
On iki gün kadar Paris'te bâlâda beyan olunduğu vechile vakit geçirilmiş ve oradan İngiltere'ye azimet olunmak üzere hareket-i hümayun vuku bulmuş ve İngiltere donanması istikbal ve Fransa donanması dahî teşyi'de bulunarak Manş denizinden Londra'ya varılmış ve orada dahî birçok nümayişler ve resmi geçitler ve donanma maniveraları icra olunarak hüsn-i kabul görülmüş ve Osmanlı padişahının bu suretle ecdad-ı izam hamâset-nihâdînin şan u şerefini birk at daha ilan eylemiş ve padişah-ı cihan İngiltere devlet-i fahimesinin bir dost-ı kadimi olduğunu göstermek üzere müteveffa Lord Palmerstonun berhayat bulunan familyasını ziyaret ederek Osmanlıların kadirdanlıklarını ispat eylemesi Londraca ve İngilizlerce büyük bir tesir hasıl etmiş ve bu yüzden birçok alkışlara mazhar olunmuştur. On iki gün sonra Londra'dan dahî tahrik-i çarh-ı azimetle sabıkından ziyade donanma teşyiiyle Fransa'ya geçilmiş ve oradan şimendiferle ve sürat treniyle gece saat beş sularında Belçika kralı hazretlerinin bir istasyonda tehiyye ve istihdar eylediği taamda kral müşarünileyh ile birleşilerek iki hükümdar yekdiğeriyle mülakat ve takdim-ı ihtiramat eylemişlerdir. Ve oradan bade’t-taâm ve’l-mülakat...

Abdülaziz Han

Avrupa’dan Diyâr-ı Şevket-karâr’a avdetiyle beraber merhum müşarunileyh Sadr-ı Âlî Emin Âlî Paşa Hazretleri Giride azîmetle iğtişâş bertaraf olarak cezîrenin asayişi iâde kılınmıştır. İşte şu cümlede Padişâh-ı Dil-Âgâh Hazretleri’nin muvaffakiyât-ı celîle-i bâhire-i şehinşâhânelerine birer burhân-ı vâzıhtır. Evet bâlâda arz olunduğu vecihle her zamanda...

Tazammun - 2021-03-17 - Kısa Metinler

Yanya Müdafaası

Oldukça kolay bir metin, fakat bazı kelimeler sizi zorlayabilir. Yanya Müdafaası’ndan kısa bir bölüm. Okuyalım.

yanya

6 Teşrin-i Sani tarihinden beri yunanlılarla devam eden Sahra Muharebatına artık hitam vererek kuvvâ-yı mevcudesinin büyük bir kısmını kaleye muhafız olarak terk eden müstakil Yanya kolordusu 29/30 gecesi Redif fırkasının Aydonat, Delvine, Tepedelen, Ergeri, Redif taburlarını ihtiyat olarak Mişo Hanı civarında iki seri sahra topuyla iki mitralyözü ova mıntıkasındaki münferit tepeye yerleştirmiş, sekiz sahra topunu Pijan Hanı civarında, bir mitralyöz bölüğünü de dokuzuncu kilometrede Preveze-Yanya yolunu sedde memur etmişti. 1/25.000 mikyasında 3 numaralı harita. 29/30 gecesi nizamiye ve bazı Redif kıtaatı emrine tahsis ve terk edilen müstahkem mevki kumandanlığı da ber vech-i âtî emirle vaziyeti madun kumandanlarına tebliğ etmişti.

Pijan Karargahından
30 - 9 - 328

Tazammun - 2021-03-16 - Kısa Metinler