Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rabbimize sonsuz hamd; Sevgili Peygamberimize, O'nun Ehli Beytine, Âl-i Ashâbına salât-ü selâm olsun!

Medya ile irtibatımız ve alakamız zamanla artış gösterdi. Önceleri tek tv kanalı ve siyah beyaz yayın varken, bugün geldiğimiz noktada seçeneklerin artmasıyla bilgi karmaşası da ortaya çıkmış oldu. Tüm bu karmaşa arasında umumi temayül sivrildi. TV izlenme oranları, yani reyting. Reyting oranlarının hayatımıza yansımaları oldu.

Biz izledik, bizi izlediler. Sevgiler, heyecanlar, ayartıcılıklar, duygular, gözyaşları, güç gösterileri, rekor denemeleri, sözler, sesler, müzikler; sertler, yumuşaklar, akıllılar, aptallar! Yeni yapımlar, karanlık ve esrarengiz bilinmezler.

Rengârenk, pürüzsüz ve şaşırtıcı geldiler! Merak uyandırdılar! Çok konuşuldular! Gündem oldular! Popüler oldular!

muzik

Reyting Cazibesi ve Reklamlar

Bir şeyin popüler olması, insanları o şeye cezbedebiliyor. Reyting unsuru o kadar sivrildi ki belki pekçok ahlâki değer dahi reyting cazibesi karşısında feda ediliverdi. Dün, çok sert tepki verilen sahneler, bugün sessizce veya daha az tepki vererek geçip gidebiliyor. İnsanlar kızsalar da meraklarını yenemeyerek yine izlemekten geri duramıyorlar. Reyting, geçerli ve etkili olmayı sürdürüyor. Halkın Medya'yı yönlendirmesinden daha çok Medya'nın halkı yönlendirmesi söz konusu. İnsanları marka veya reyting getirmesi beklenen şey her neyse ona cezbetmek gibi bir meşguliyeti olan reklamcılar var. Televizyon programları reklam ediliyor fakat iş bununla kalmıyor. Cezbedici olmayı sürdürebilmek gerekiyor. Program esnasında da insanları diri tutmak gerekiyor. Bu noktada sınırlar zorlanabiliyor ve insan ahlâkına, şahsiyetine yakışmayan nâhoş görüntüler ortaya çıkıyor. Daha yüksek izlenme oranları için belki daha fazla “çılgınlık” öngörülüyor.

Çarpıcı bir sunum yapabilmek, program boyunca insanların bakışlarını ekrana çivilemek. Yeni, sürekli yeni ve çarpıcı şeyler. Bütün yayın akışını çarpıcı kılabilmek ve sıkça iyi, çok iyi olunduğuna dair birtakım telkinler. Bıkmadan, usanmadan kanal reklamı yapmak ve insanlarda bir marka izlenimini uyandırmak. Öyle ki, aynı fragman yahut tanıtım filmlerinin defalarca tekrar ettiği görülür. Günler sonra yayınlanması planlanan, mesela bir maç yayınının reklamı defalarca gösteriliyor, şişiriliyor, değer atfedilip iyice büyütülüyor. İzleyici, günler önceden ekrana çivilenmek için hazır hale getirilmeye çalışılıyor. 

studyo

Perde Arkasındakiler

İnsanların tahayyülünde, tefekküründe beliren renkli ve etkileyici bir “tema” olmak. Farklı olmak, şaşırtıcı ve sürprizlerle dolu olmak için adeta yarış ediliyor. Bütün bu büyüleyicilik içerisinde gözden kaçırılmaması gereken elbette yayıncı ve yapımcılar olmalıdır. Burada onların dünya anlayışı, hayata bakışları, inançları gözden kaçırılmamalı. Beslendikleri kaynaklar, onların sevdiği insanlar, fikirler vesaire. Şüphesiz ki tüm bunlar karşı tarafa, ekran karşısındakilere de aks ettirilecektir.

medya

Farklı kanallardan farklı fikirler yansımakta ve insanlar tüm bu fikir ve bilgi karmaşası içerisinde bazı tercihler yapmaktadır. Bu noktada, bizi biz kılan, değer verdiğimiz şeylerin ekrana ne kadar yansıtıldığı sualini soracak olursak alacağımız cevap düşündürücü olsa gerektir. Türk Milleti'nin öteden beri gelen güzel ahlâkı, inancı, gelenekleri, hassasiyetleri, tepkileri, saadet vesilesi olan birtakım güzellikleri; değer verdikleri büyük insanlar ve o büyük insanların değerli eserleri acaba günümüzün medyasında kendine ne denli yer bulabilmiştir? Bununla beraber, bugün reytingi yüksek programlardan hareketle, o programların tesiri altında olan insanların nereye, nasıl bir kişiliğe götürülmekte olduğunu soracak olsak, alacağımız cevap acaba vicdanımızı rahatsız eder mi yoksa etmez mi?

Para Tutkusu

Reyting demek, bir yerde para demektir desek herhâlde yanlış olmaz. Para kazanma uğruna gözünü karartmış, ahlâki değerlerden kopma noktasına gelmiş birinin reyting toplama çabasında geniş hareket edebileceği şüphesizdir. Bu genişliğin menfî yansıması ise ekran başındakilere yani size, bize olacaktır. Tüketim toplumunda, diğerlerinden geride kalmamak için süren çabalar. Paran varsa, güçlü aletlerin varsa artık reyting çekecek şeyler bulmaya başlayabilirsin! Denenmemiş, az denenmiş şeyler. Ekran karşısında, sahne arkasında yapılması muhtemel gözalıcı efektler ve etkileyici kılmak için birtakım uğraşlardan bihaber izleyiciler. Bu gibi güçlülerin medya vasıtasıyla yoğun telkinleri; izlemelisin, görmelisin, bu kaçmaz! Sakın kaçırmayın! Daha çok izleyici, daha fazla para, daha büyük prodüksiyonlar.

reyting

İnternet ve Güçlüler

Medya'nın internet tarafına bakacak olursak, internet medyası diyelim, orada özgürlükçü bir anlayış görüyoruz. Belki bu özgürlük de belli yerlerde zaptedilmiş, “tutsak bırakılmış bir özgürlük” olabilmekte. Değerli olanın “değerli” görünmemesi yani reyting alamaması söz konusu. İnternet aleminde her ne kadar çok seslilikten bahsedilse de yine öne çıkan, markalaşan, cezbedici “temalar”  reyting çekici hususiyetleriye güçlü gözüküyor. Bilgi ve para konuşuyor, reyting avcılığı öne çıkıyor ve fakat geri planda, en gerilerde yine insan var. Değerleriyle, inançlarıyla, iyi ve kötü yanlarıyla insan. İnsan ve teknoloji, insan ve madde irtibatı ön planda.

hit

İnsan. İnternet âleminde önde tutulan “mikrofon uzatılan” husûsiyetlerini sergilemesi beklenen yahut gözlenen insan. Reyting sadece belli başlı programlar için değil, insan için de söz konusudur. Şöhret artık eskiden olduğu kadar erişilmesi güç değil galiba. Kimileri için internet, neler yapabileceğini gösterebileceği bir saha mevkiindedir. Bu noktada hırs ve rekabetin de devreye girebileceği görülmelidir. Daha çekici olmak deyince elbette bunun farklı alanlarda rekabeti düşünülebilir. İlgi ve alakanıza, kabiliyetinize göre siz de bu rekabetin içinde bir yer alabilirsiniz. Belki bazı şeyleri yapmanız, bilmeniz de sizden beklenmektedir. Sizi izleyenler, sizi tanıyabildikleri ölçüde bazı beklentilere girebilirler. Siz de bir noktada bu beklentilere cevap verme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Günlük hayatında sıradan bir genç olarak bilinen, tanınan biri, internette çevrim içi olduğunda, etrafındakilerin ilgi ve alakasını celb etmeyen herhangi bir sahadaki maharetlerini gösterme fırsat ve imkânına sahip oluverir. Reyting toplamanın cazibesi, ahlâki değerlerden ödün verme noktasına varabilir. Benlik ve kendini beğenmişliğin söz konusu olacağı tehlikeli bir durum. Daha da ötesi, bu kötü ahlâka iyice alışmak, bağımlısı olmak.

Bugün internette görülen yazılar, resimler, diğer içerikler umûmiyetle hızla tüketiliyor ve çabuk unutuluyor sanıyorum. Bir nevi fast food gibi sanki; hızla tüket, şişmanla, sağlığından ol! Birkaç satırlık slogan, tespitler, suçlamalar, doğruluğu tartışmalı haberler, 3-4 dakikalık bir video vesaire. Tüm bu içeriklerden elde kalan pek bereket olduğunu söylemek de zor galiba.

Geç Kalmadan

O kadar içindeyiz ki bu reyting dediğimiz şeyin, hayatımıza yansımaları o kadar çok ki, her hâlde bundan kendisini geride tutabilmiş, saklayabilmiş pek az kimse vardır. Birçok kimse ekran karşısında tercihlerle meşgul olmakta. Bu tercihlerini yaparken bir taraftan yine erkan karşısında bazı telkin ve tavsiyelere maruz kalıyorlar. Umûmî temayülün “cazibesi” yani reyting rekortmeni programlar çekebiliyor onları. Belki tercihlerinde son derece müessir oluyor bu reytingler.

Bilgilerini ve zenginliklerini karanlık iç alemlerinin aks ettiricisi olarak kullanan güçlere ve “güçlülere” karşı ne yapılabilir? Kapatma düğmesine basmak her zaman kolay değil fakat yine de akla gelen ilk tedbir belki de o. Ekranlardaki “kalite”yi doğru tespit edebilecek insanlar yetiştirmek lazım. Eğitimde kalite, ahlâkî olgunluğa sahip insanlar lazım. İyilerin sorumluluk alması, davasına sahip çıkması, susmaması lazım. Ekrana bakarken herhâlde tereddüt ediyoruz çoğu zaman. Sağlıklı bilgi, güvenilir medya ve inanmış insanlar lazım. Dahası, bu insanların beraberce çalışabilmesi de gerekiyor. Geç kalmadan, büyük insan yığınlarına sahih, temiz, değerli bilgi ve içerik temin eden müesseseler kurulmalıdır.

Kategori: Genel Ekleyen: Tazammun Tarih: 2016-10-22