Nef, kâf-i nûnî ya da kâf-i Türkî. Osmanlıca'da mühim bir yer tutuyor. Bazı eklerde görebildiğimiz gibi, bazı kelimelerde de karşımıza çıkabiliyor.

 

أوڭ اڭسه أڭ اوڭجه اوڭا اوڭارمه
اڭگين ايڭله مك آڭلامق اڭمق بڭز بڭزه مك
بڭا بوڭا بوڭالمق بيڭ پيڭار چڭه
دڭز دڭسز ديڭله سيڭير سيڭسى سڭا
شوڭا صوڭ صوڭره طوڭمق قراڭلق يالڭز
ياڭليش گوڭل گڭيز گڭيش ياڭاق يڭى
يوڭ يڭمك آڭلام ايڭيم دڭه مك بوڭامق
صاڭسار ياڭيلمق يوڭلتمك اوڭر قوڭشو يڭمك

 

Evin, ense, en, önce, ona, onarma, 

engin, inlemek, anlamak, anmak, beniz, benzemek, 

bana, buna, bunalmak, bin, pınar, çene, 

deniz, densiz, dinle, sinir, sinsi, sana, 

şuna, son, sonra, donmak, karanlık, yalnız, 

yanlış, gönül, geniz, geniş, yanak, yeni, 

yön, yenmek, anlam, inim, denemek, bunamak, 

sansar, yanılmak, yöneltmek, öner, konşu (komşu), yenmek

 

Kâf-i nûnî bazen kâf şeklinde (üç nokta koymadan) yazılmaktadır.

Kategori: Osmanlıca imla Ekleyen: Tazammun Tarih: 2016-09-21