bosluk

Bilhassa günümüzde, önce gözlerimizden zihnimize ve herhalde oradan da gönlümüze doğru yol alan birçok görüntü, ses, ışık, renk vesaire nesnelerle karşı karşıya kalıyoruz. Her tarafta logolar, resimler, ışıklı tabelalar, göz alıcı tasarımlar, bilmem ne… Peki tüm bunlar bizim için ne kadar gerekli? “E ne var canım! renkli renkli izliyoruz işte” evet izliyoruz, izliyoruz ve zihnimizi meşgul ediyorlar. Halbuki zihnimizin mühim meşguliyetleri olmalı. Hayatımızdaki önceliklerimizi erteliyoruz galiba bazen.  Sonra “tenekelere” takılıveriyoruz. Betonlar, tenekeler (ev, otomobil) zihnimizi meşgul ediyor. Allarla, morlarla alakadar oluyoruz. Yüzeysel kalıveriyoruz sıklıkla ve derin manalara inemiyoruz.

Eskiden ehl-i tarîk yolda yürürken hep ayak uçlarına bakarlarmış, sağa sola bakmadan yürürlermiş. Zihinleri de meşgul olmuyordu böyle olunca ve asıl işlerine, hedeflerine büyük bir azimle yürüyorlardı. Berrak kalan zihinler, bir sürü ililmleri rahatça ezberliyordu. Herhalde zamanımızda “odaklanamama” sıkıntısı yaşıyoruz. Bu arada gözden kaçırdığımız büyük büyük hakikatler oluyor. Zaman akıyor, biz “izlemeye” devam ederken insanlar ölüyor bir bir. Kıymetlere ve kıymetlilere ulaşmak emek ister, işte biz bunca alın morun arasında bu emeği ihmal ediyoruz.

Sadelik… herhalde dikkatinizi çekmiştir, İnternet Sitelerinde artık sadelik revaçta. Böylece ziyaretçiler süslerle değil, içeriklerle meşgul oluyorlar. Aynı mantık aslında. Dikkat isteyen alanlar olduğunda “boşluklar” da gerekebiliyor insana!

Kategori: Genel Ekleyen: deruni Tarih: 2016-03-24