Osmanlıca imlâ kâidelerini kısa bir zamanda öğrenip, hemen metin okumalarına başlamak gerekiyor. Başlarda hafif metinler kolayca okunabilir fakat sonra orta, ağır ve daha ağır yazılarla karşılaşılacak ve okumak için çaba harcamak gerekecektir.

Bu ilk metin gayet kolay okunacaktır. Temel imlâ kâidelerini bilenler fazla zorlanmadan okuyabilir.

kış

Kış

Hava soğur. Yağmurlar bollaşır, kar yağar, ortalık bembeyaz olur. Çocuklar kartopu yaparak oynarlar. Eve gelince sıcaklık veren soba ve mangallara yaklaşırlar.

Derse çalışmak için en güzel mevsim kış zamanıdır.

 

İkinci metin de gayet hafif. Klişeleşmiş eklere dikkat ediniz. Beşinci satırdan itibâren rik’a yazısıyla yazılmış görünüyor.

saatim

Saatim

Tık tık tık tık.. saatim vuruyor.

Her vurdukça yüreğim duruyor.

Ya, kırılırsa kim alır yerine?

Bin iğne batıp güzel ellerine

Annem bunu üç yılda kazandı.

Bunu almazsa ölürüm sandı,

O kadar hevesim vardı... tık tık

Oh, annemi üzmem artık

Ali Ekrem

 

Osmanlıca okurken, bazı kelimelerin bugünkü telaffuza aykırı biçimde olduğu görülür. Zamanla yazılışı değişen kelimeler karşınıza çıkabilir. Aslen Arapça olan kelimeleri lügat yardımıyla çözün. Osmanlıca yazılışını da gösteren lügat ve kâmuslar size yardımcı olacaktır.

şefika ile karınca

Şefîka ile Karınca

Annen nerede Şefîka?

- Mutfakta çamaşırcı kadınla birlikte çalışıyor;

bugün çok işimiz var: çamaşırlar, kanape örtüleri,

çarşaflar, tül perdeler hep yıkanıyor. Ben de şimdi mutfaktan

geldim, yine gideceğim.

Şu küçük kızın telaşla söylediği sözlere güldüm.

Kendisini annesiyle çamaşırcı kadın gibi iş görüyor

zan ediyor!

Buna benzer bir hikâye vardır:

şefika ile karınca

Karıncanın biri çift sürmekten gelen bir ineğin boynuzuna

çıkmıştı. Diğer bir karınca ona sordu:

- Öyle yüksek yere çıkmış, nereden geliyorsun?

O da mağrûrâne şu cevabı verdi:

- Çift sürmekten geliyoruz.

Aczini bilmeyip de kendisini yüksekten atan kimse

herkese gülünç olur.

 

Bu metinleri okumaya, çözmeye çalışmak da ayrı bir zevk. Bu metinde tarihî, acı hatıraları bulacaksınız. Okumaya çalışalım.

yunan mezalimi

Mehmed Ağa isminde bir zavallı ihtiyar, hayvanına yüklediği kömürü satmak için İzmir’e giderken Kokaryalı’da karakolun ta burununun dibinde kurşunla şehîd edilmiştir. Hiç karakol: «Bu adamı kim vurdu» diye arayıp sormamış bile.. ne olacak düşman eline düşen Müslümanın ehemmiyeti olur mu?.

İzmir’de Yemiş Çarşısında incirci dükkânlarından birinde çalışan on sekiz yaşlarında Emîne durup dururken Yunanlıların attığı bir kurşunla başından yaralanmış, üç gün sonra zavallı kızcağız hastahânede ölmüş gitmiştir.

Nisanın sekizinci günü İzmir’den şimendüferle Uşak’a giden Yunan askerleri hep etrafa kurşun yağdırmışlar, Menemen’e kadar yol boyunda yirmi Müslüman şehîd etmişlerdir.

yunan mezalimi osmanlıca

Beş Altıyüz Yunan askeri İzmir’de Rıhtım Boyundan geçer bir Câmi-i Şerîfin minâresine hep kurşun atmışlardır. Hatta kurşunlardan biri câmiin yanındaki evin penceresinden içer girerek zavallı bir İslâm kızcağızını şehîd etmiştir.

 

Daha ağır metinlerde Arapça kelime ve terkipler görülecektir. Şimdi yılgınlık göstermeden çözmeye çalışınız. Bu gibi metinler sizi araştırmaya sevk eder. Mekân adları, şahıs isimleri sizi zorlayabilir.

bizans

30

Dördüncü Fasıl

Bizans Kurûn-ı Ûlâ Vakayı-ı Tarihiyesi

Kable’l-Hicre

(227 – 1300)

Bizans Şehrine Bizantyum dahî denilir. Şehr-i mezkûr ezmine-i kadîme’de Yunan Bilâdından ma’dûd ve bu sefer (İstanbul Boğazı) Sahilinde vâki olup şimdiki İstanbul Şehr-i Şehîri’nin bir kısmı idi. Hicretten mukaddem ki (1300) tarihlerinde Macar Muhâcirlerinden bir tâife bina eylediler. Bidâyet-i binâsında bir küçük beldeden ibaret idi. Sonraları kesb-i cesâmet etmiştir.

 

Farklı ilim dallarında eserler okumak mühimdir. Böylelikle daha fazla, farklı kelimeyle karşılaşırsınız. Târihî, coğrâfî, dil bilgisi kitapları ve dahası.

kavaidi osmani

Fasl-ı Râbi’

Masdarlar Beyânındadır.

Bâlâda beyân olunduğu üzre madde-i asliye’ye (mek) yahud (mak) ilâve olundukta masdar olur. Sevmek, sevilmek, yazmak, yazılmak, okumak, okunmak gibi.

Buna masdar-ı aslî denilir ki bir zamana delâlet etmediği gibi bir zâta nisbeti dahî mülâhaza olunmayıp mücerred zihinde mutasavver olan bir mana-yı fiilîden ibârettir. Bu cihetle muzâf ve muzâfun ileyh olmaz ve cemi kılınmaz. Fakat sâir isimler gibi mücerred yani mübtedâ ve haber olur. Mektebe devam etmek lâzımdır. En âlâ sanat güzel yazı yazmaktır. Denildiği gibi kezâlik mef’ûlün bih ve mef’ûlün ileyh dahî olur. Boş gezmeyi sevmem. Okumaya hevesim var denildiği gibi.

İşbu masdar-ı asliye nûn-ı sâkîn’e ilhâk olundukta ta’lîl mânâsını müfîd olur. Sevmeğin ve yazmağın gibi ki sevdiği için ve yazdığı için demek olur.

 

Daha ileri metinler için o târih ve dili hakkında bilgi sahibi olmak gerekebilir.

ağır metinler

Numro

4

Ötedenberi Tuna Vilâyeti Halkı’nın devlet ve vatanları hakkındaki hissiyât-ı memdûhe-i hüsn-i mutâvaat ve muhabbetleri müessir-i aliyyesinden olmak üzre geçende makâm-ı vilâyetten sebkat eden bir istimzâca mukâbil derhâl müftehirâne bir tavr-ı cemîl-i muvâfakat tahtında hizmet-i celîle-i askeriyede bulunan birâderleri nâmına olarak cem’ ve i’tâ ile buradan bâ-arîza Muasker-i Hümâyûn’a arz ve takdîm kılınan tüfenk ve iânesinin nezd-i hey’et-i merkeziye’de karîn-i takdîr ve sâpâş olduğu beyânıyla bu bâbda

~~~~~

Mezar taşları ve kitâbelerde karşılaşacağınız edebî metinler okunması zor olanlardandır. Osmanlıca yazılmış dîvân, şiir kitapları ve dinî bazı metinler gâyet zor olabilir. Bunları çözmek ayrıca çaba gerektiriyor.

Okuması zor olduğu gibi doğru mânâ vermek de ilim sahibi olmayı lüzumlu kılıyor. Okunsa da anlaşılamayan bu metinler bugün bazılarımıza yabancı gelse de bizim kadîm Türkçemizdir ve hâhişkâr meraklılarını beklemektedir. Kıymetli olanların kıymetini bilmek gerekiyor.

Kategori: Kısa Metinler Ekleyen: Tazammun Tarih: 2020-03-21